Merhaba, ben Suat AYDIN.

<%Response.Redirect "http://www.suataydin.net"%>

Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümünden 1990'da mezun oldum.

1994'te ise Yüksek Lisansımı tamamladım...

Esasen Tarihçiyim...

YENİ SAYFAMIZ HAZIR.....................................www.suataydin.net

Burada işinize yarayabilecek çalışmalar yer alacak.

 

Şimdilik Ege, Nutuk, KPSS, Demokrasi, Haritalar ve Blog sayfam kullanımınıza açıktır. (Ders Notları)                                                                                                                                    

 
Mesaj yollamak için

                                                         Free Counters

                                                                                                                               
                  

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927




 



Yıl 1928. Türkiye Cumhuriyeti henüz 5 yaşında. Dünyaya meydan okuyan lider.
Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni saygın bir devlet olarak kabul ettirmesinin haklı gururunu yaşıyor o anda.
Çünkü bu masadakiler O'nun ve Türkiye'nin gücü karşısında saygı duymaktan başka bir şey yapamayan dünya liderleri.
Bu masada. Yani Atatürk'ün masasında o anda tam 32 kral ve 62 cumhurbaşkanı var.

 






Düşmana diz çöktüren lider. ''Milletin Efendisidir" dediği köylülerle birlikte memleket meselelerini konuşuyor.
Onlardan biri gibi.Onların yanı başında. Bir taşın üstünde dikkatle dinliyor onları.
Ve bir milleti uyandıran lider, o milletle birlikte yürüyor...

 






1930'un Kasımında çekilmiş bu o an. Sivas'ta bir genç bir sorununu paylaşıyor Ata'sıyla.
Bir dilekçe yazmış ''O bizim liderimiz. Bir çözüm bulur'' diyerek hemen yanına koşmuş.
Ve işte o lider. Milletin, halkın lideri. Çok önemsiyor bu genci. Dilekçesini inceliyor ve yakından ilgileniyor.

 





O sadece bir asker. Bir devlet adamı değildi. O her anlamda bir öğretmendi.
Matematik, Geometri, Tarih bilgisiyle yeni nesli Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ne yetiştirdi.
İzmir Atatürk Lisesi'nde bir Şubat 1931'de öğrencilerle matematik dersindeydi.
Kendine güvenen. Kendinden emin duruşuyla tam bir Başöğretmendi.

 





1929'un 15 Eylül günüydü. Mustafa Kemal ve arkadaşları Yalova'daydı.
Atatürk yolda gördüğü 9 yaşlarındaki bir çocuğa yolu sordu. İşte o çocuk Sığırtmaç Mustafa'ydı.
Bir gün sonra Mustafa'yı tekrar buldu ve himayesine aldı. Okuttu.
Her iki Mustafa takım elbiseleriyle 15 Haziran 1930'da sohbet ederken böyle yansıdı o an'a

 





Manevi çocuklarından biri de Afet İnan'dı Atatürk'ün.
Ekim 1925’te İzmir’e geldiği günlerde bir ilkokulda karşılaşmıştı Afet Hanım'la.
Afet İnan'ın isteği, öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmekti.
Atatürk de O'nu İsviçre'ye gönderdi. Bu fotoğraf da 27 Ağustos 1934'te İzmir Vapuru'nda çekilmiş.
Modern. Çağdaş Türkiye'nin lideri Afet Hanım'la dans ederken

 





Her zaman çağdaş. Her zaman şık ve karizmatikti. Ama o hep bizden biriydi. Samimiydi.
Cumhuriyet'in 10'uncu yılı kutlamaları için sunulan sayfalar dolusu sloganı okumuş ve birinin altını çizmişti. ''Bunu beğendim'' demişti.
O slogan şöyleydi: ''Atatürk, içimizden biri. ''İşte içimizden biri Atatürk o anda Kızılcahamam'da yere bağdaş kurmuş dinleniyordu.

 




Cumhuriyeti kuran. Devrimleri yapan ve Türk halkının yönünü çağdaş dünyaya çeviren Atatürk sık sık yurt gezileri yapardı.
İşte o gezilerden birinde çekilmiş bu o an.
Türk kadınına hak ettiği çağdaş değerini kazandıran Atatürk'ün çevresi yine o çağdaş Türk kadınlarıyla çevrelenmiş.

 





Ölümünden önceki yıllardı. Hastaydı.Ama durup dinlenmeden çalışmaya devam ediyordu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin geldiği yeri yeterli bulmuyor. Çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak istiyordu.
Yorgundu. Ama biliyordu. Bu işte yorulmak yoktu. Zira O'nun yolundan devam edecek bir nesil düşlüyordu.
Siyah-beyaz bir ülkeyi. Karanlıklar içindeki bir ulusu işte böyle renkli bir hale getirmişti. Yola devam etmek gerekirdi

 

Subscribe to hacettepeli

Powered by us.groups.yahoo.com

 
Free Counters