ÝÇÝNDEKÝLER

ÖNSÖZ

 

Yurdumuzun parçalanýp iþgal edildiði günlerden baþlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktasý olan Ýstiklâl Savaþý'ný, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluþunu ve inkýlâplarýn yapýlýþýný anlatan Nutuk, siyasî ve millî tarihimizin birinci elden, pek deðerli bir kaynak eseridir. Atatürk'ün kendi kaleminden çýkan bu eser, yineAtatürk tarafýndan, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 15 -20 Ekim 1927 tarihleri arasýnda Ankara'da toplanan Ýkinci Kurultayý'nda 36,5 saat süren ve altý günde okunan tarihî bir hitabeye dayandýðý için Nutuk adýný almýþtýr.
Nutuk, inkýlâp tarihimizin birinci elden pek deðerli bir kaynaðýdýr dedik.Çünkü, eserin sahibi, tarihî olaylarý yalnýzca belgelerle inceleyerek objektif gerçeðe ulaþmak isteyen bir tarih yazarý deðil, doðrudan doðruya o tarihi yapanýn kendisidir. Tarihi yapan ile yazanýn ayný þahsiyette birleþmiþ olmasý, Nutuk'u,benzerleri ile karþýlaþtýrýlamayacak üstün deðerde bir eser durumuna getirmiþtir.

Bu eserde, kendini her þeyi ile milletine adamýþ olaðanüstü yetenekleri ile dehânýn en iyi örneðini vermiþ büyük bir komutanýn, inkýlâpçý bir liderin ve ileri görüþlü bir devlet adamýnýn, askerî ve siyasî aksiyonlarý ile, Türkiye Cumhuriyeti'ne þekil veren temel düþünce ve görüþler yer almýþtýr. Ayrýca, eserde millî deðerler sistemine baðlý Cumhuriyet rejiminin, tarih þuuru içindeki geliþmesinin adým adým nasýl olgunlaþtýrýldýðýný, sosyal ve kültürel alanlara yön verici siyasî ve idarî þartlarýn nasýl hazýrlandýðýný yakýndan görebilmekteyiz.

Bu eser, yalnýz geçmiþ bir devrin hikâyesi olarak dünümüzü anlatmakla kalmamakta, yakýn tarihimizden alýnan ibret dolu tecrübelerle, milli varlýðýmýzýn bugününe de yarýnýna da ýþýk tutabilen yüksek bir deðer taþýmaktadýr. Çünkü :

Nutuk, tarihin akýþýný deðiþtirme gücüne sahip bir önderin, varlýðý sona ermiþ sayýlan büyük bir milleti, temelleri çökmüþ, ömrü tamamlanmýþ olan bir imparatorluðun yýkýntýlarý arasýndan çekip çýkararak nasýl çaðdaþ ve millî bir devlet haline getirebildiðinin belgelere dayanan hikâyesidir.

Nutuk, Çanakkale Muharebesi'nde : "Size ben taarruz emretmiyorum ölmeyi emrediyorum" diyerek, kendi þahsýnda da savaþan ordusunda da ölüm korkusunu ve mânevî çöküntüyü yenmiþ olan bir kahramanýn, baþsýz kalmýþ ve olup bitecekleri karanlýklar içinde beklemekte olán bir millete, yaþama sýrrýnýn, "millî hâkimiyete dayanan kayýtsýz þartsýz baðýmsýz bir Türk devleti kurabilme" kararýnda saklý olduðunu anlatan bir eserdir.

Nutuk, "temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve þerefli bir millet olarak yaþamasýdýr. Ýstiklâlinden yoksun bir millet, medenî insanlýk dünyasý karþýsýnda uþak olmak mevkiinden kurtulamaz" gerçeðinden ve "ya istiklâl ya ölüm" ilkesinden yola çýkýlarak verilen Millî Mücadele safhalarýný ve alýnan baþarýlý sonuçlarý adým adým dile getiren bir eserdir.

Nutuk, en büyük hizmet ve gayretlerle elde edilen rütbe ve niþanlarý söküp atmaktan çekinmeyecek kadar vatan ve millet sevgisiyle dolmuþ bir askerle, tarihî ve millî karakterinin onda þahýslanmýþ olduðunu gören bir milletin, elele vererek, dayandýðý millî birlik, katlandýðý fedakârlýk ve gösterdiði irade gücü sayesinde, imkânsýzlýklardan nasýl imkânlar ve mucizeler yaratabildiðini dünyaya anlatan bir eserdir.

Nutuk, millet adýna yapýlan bütün iþlerin, meþruluk ilkesine dayandýrýlarak yürütüldüðünü, verilen kararlarýn, geçilen uygulamalarýn, derinlemesine bir düþüncenin, uzak bir görüþün, ince bir hesaplamanýn, yerinde bir mantýðýn ve ihtiyatlý bir davranýþýn ürünü olduðunu ortaya koyan bir eserdir. Yapýlan her iþte Türk milletinin haysiyet ve þerefinin ön plânda tutulduðunun, bütün düþünce ve görüþlerde aklýn, mantýðýn ve ilmin gereklerine uygun bir millî politikanýn yer aldýðýnýn göstergesi durumundadýr.

Nutuk, Millî bir uyanýþýn ifadesi olarak, bir milletin maddî ve manevî bütün güçlerini harekete geçiren Kuva-yý Milliye ruhunun, bir yandan dýþ düþmanlara karþý koyarken bir yandan da içerideki ihanet çetelerine, iç politikasý iflâs etmiþ ve düþmana boyun eðme politikasýnýn temsilcisi durumuna gelmiþ bulunan Ýstanbul Hükümeti'yle Saray'a karþý verdiði mücadelenin hikâyesidir. Türk milletine, düþmanla boðuþa boðuþa yenilmeyi deðil, yenmenin ve zafere ulaþmanýn ince yollarýný öðreten bir eserdir.

Nutuk, milleti ülkenin geleceðini belirliyecek olan "vahdet-i milliye" (millî birlik) ilkesi etrafýnda bilinçlendirip kenetlendirerek, millî irade ve millî hakimiyet kavramlarýnýn aksiyona dönüþtürülmesi yoluyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluþundan Cumhuriyet'in ilânýna kadar uzanan baþarýlý bir tarihî akýþýn hikâyesidir.

Nutuk, sahip olduðu derin kavrayýþ, geniþ kültür ve köklü tarih þuuru dolayýsýyla, toplumun sosyal ve kültürel alanlardaki ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek güçte bir inkilâpçýnýn, milletin özünde var olan büyük geliþme yeteneðine dayanarak gerçekleþtirdiði inkýlâplarla, Türkiye'yi 1839 Tanzimat hareketinden beri süregelen yenileþme mücadelesinde, kesin hedeflerine ve çaðdaþ bir medeniyet sistemine nasýl kavuþturabilmiþ olduðunun hikâyesidir.

Nutuk, tarihten edinilen tecrübelerin bir ibret tablosu halinde millete maledilmesì geleneðine uyularak ve o gün ulaþýlan baþarýnýn "asýrlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattýðý uyanýklýðýn sonucu ve bu aziz vatanýn her köþesini sulayan kanlarýn bedeli" olduðuna iþaret edilerek bu sonucun özlü bir Hitabe ile Türk gençliðine emanet edildiði bir eserdir. Görülüyor ki, Türk milletinin dününü bugününe baðlayan bugününü de yarýna baðlayacak olan Nutuk, millî tarihimizin dönüm noktasý olan bir safhasýný, zaman silindirinin aþýndýrýcý etkilerinden kurtararak gelecek kuþaklar için ölümsüzleþtiren bir kaynak eser olmuþtur.

Görülüyor ki, bu kaynak eser, taþýdýðý bütün bu özellikler ile, ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihin sonsuzluðu içinde geleceðe doðru uzanan akýþýnda, temel ilkeler açýsýndan karþýlaþabileceði güçlüklerde de modern çaðýn gereklerine uygun bütün yenileþme hamlelerinde de kendini memleket hizmetine adamýþ olanlara her zaman ýþýk tutabilecek bir dolgunluktadýr.

Nutuk, niteliði bakýmýndan gerçek bir san'at eseri deðildir. Askerî, siyasî ve sosyal olaylarý yeri geldikçe, belgelerle de deðerlendiren bir tarihî eserdir. Ancak, Atatürk, konuþma ve yazma san'atýna, kendisini dinleyenleri ve okuyanlarý, düþüncelerinin peþinde sürükleyebilecek eþsiz bir anlatým gücü kazandýrabildiði içindir ki, Nutuk, Türk hitabet san'atýnýn da doruðuna yükselmiþ ve bir þaheser olmuþtur.

Bilindiði gibi, dil, fizyolojik olarak, zihindeki düþünce faaliyetinin söz kalýplarý içinde dýþ dünyamýza aktarýlmasý olayýdýr. Dolayýsýyla, düþüncenin sadýk bir aynasý durumundadýr. Nutuk'un dil ve üslûp özellikleri bakýmýndan incelenmesi, Atatürk'ün düþünce dünyasýnda yer alan fikir çekirdekleri ile, bu çekirdeklerin biribirleriyle olan iliþkilerine, bunlarý bütünleþmiþ bir düþünce örgüsü haline getiren baðlantý noktalarýna, ondaki temel düþünce unsurlarý içinde hangilerinin daha aðýrlýklý, hangilerinin ikinci ve üçüncü plânda yer almýþ olduklarýna daha yakýndan ve objektif ölçülerle yaklaþma imkânýný saðlamaktadýr.

Nutuk'un dili, söz daðarcýðý ve cümle yapýsý bakýmýndan, Atatürk'ün yetiþtiði devrin genel dil yapýsýna paralel olarak, Millî Edebiyat devrinin temsil ettiði dildir. Bu dil, klâsik Osmanlýcaya oranla hayli sadeleþtirilmiþ olan ogünkü yazý dilinin mükemmel bir örneðidir. Kelime kadrosu bakýmýndan da çok zengindir. Ancak, o devirde daha Türkçeden Arapça ve Farsça'nn kurallarýna baðlý kelimeler ile bu dillerden geçme tamlama þekilleri bütünüyle atýlamadýðý ve resmî devlet yazýþmalarýnýn gerekli kýldýðý bazý kliþeler yer aldýðý için, bugüne göre oldukça aðýrdýr.

Ne var ki, eseri yalnýz kelime hazinesi bakýmýndan deðil de, üslûp ölçüleri ile de deðerlendirdiðimizde, Nutuk'ta açýk ve yalýn bir dilin hâkim olduðunu görürüz. Bu açýklýk ve yalýnlýk, eserdeki zengin kelime kadrosunun, düþüncelerin akýþýna uygun bir ustalýk ve baþarý ile kullanýlabilmiþ olmasýndan kaynaklanmýþtýr. Çeþitli kelime türleri ile bunlarýn cümlelerdeki yayýlýþ oranlarý ve anlatým þekilleri arasýnda, olaylarýn niteliðine denk düþen bir uyum göze çarpar.

Bu durum, düþünceye canlýlýk, üslûba akýcýlýk vermiþtir. Ancak, þunu da belirtmek gerekir ki, Atatürk'te dinamik bir düþünce yapýsýnýn varlýðýna iþaret eden bu üslûp akýcýlýðý, asýl gücünü tabiî ve gerçekçi bir söyleyiþ biçiminden almýþ bulunmaktadýr. Eserde uzun ifadeler için, iç içe girmiþ girift cümleler yerine, birbiri arkasýna dizilmiþ sýra cümleler þeklindeki birleþik cümlelerin yer aldýðý görülür. Ortaya konan düþüncelerin, çizilen tarihî tablolarýn ve aktarýlan olaylarýn özelliklerine göre, bazan kýsa ve keskin çizgili söyleyiþlere, bazan da düþüncelerin akýþýný kolaylaþtýran hareketli ifadelere yer verilmiþtir. Böylece, üslûpta, cümle kuruluþlarýndaki ve anlatým þekilerindeki açýklýk, sadelik ve tabiîlikten gelen bir mükemmellik ortaya çýkmýþtýr.

Bu üslûbun en belirgin özelliklerinden biri de, yer yer kýsa ve özlü ifadelerin aðýrlýk kazanmýþ; uzun süren açýklamalardan sonra, düþüncelerin "Artýk Ýstanbul Anadolu'ya hâkim deðil, tâbi olmak mecburiyetindedir" örneðinde görüldüðü üzere, mantýk gücü aðýr basan veciz söz kalýplarýna ve kesin yargýlara baðlanmýþ olmasýdýr. Özet olarak belirtmek gerekirse, Nutuk'taki üslûp, tek bir kelimesinden fedakârlýk edilemeyecek kadar ölçülü ve tabiîdir. Düþünceler derin ve aydýnlýktýr. Kavrayýþ çok geniþtir. Atatürk'ün muhakeme ve mantýðýndaki güçlülük, ona, olaylarý derinlemesine bir tahlilden geçirebilme yeteneðide kazandýrmýþtýr. Bu durum, hiç þüphe yok ki, Atatürk'ün üstün zekâsý dýþýnda, tarih þuuru içinde olgunlaþmýþ bulunan saðlam fikir yapýsýndan ve uzak görüþlülüðünden kaynaklanmaktadýr. Cumhuriyet'i genç nesillere emanet ederken söylediði : "Bugün vâsýl olduðumuz netice asýrlardan beri çekilen millî musibetlerin intibahý ve bu aziz vatanýn her köþesini sulayan kanlarýn bedelidir" cümlesi, ondaki bütün bir tarihî geçmiþi veciz bir þekilde ortaya koyabilecek bir düþünce geniþliðinin ve dilinde de buna uygun bir sentez gücünün varlýðýný ispat etmektedir.

Nutuk'ta yer alan dil ve üslûp özellikleriyle, Atatürk'ün Türk çocuklarý için bu konuda ileri sürdüðü görüþ arasýnda da tam bir uygunluk göze çarpar. Atatürk, Türk çocuðunun nasýl konuþmasý, nasýl yazmasý gerektiðini açýklayan bir sohbetinde þöyle diyor: "Türk çocuklarýný eðitirken, onlarý, kafalardaki kabiliyetleri, Türk karakterindeki saðlamlýklarý, Türk duygularýndaki yükseklik ve geniþ likleri, kendilerini hiç zorlamadan naturel bir tarzda ve olduðu gibi ifadeye alýþtýrmak.

Bunlar yapýlýnca netice þu olacaktýr: Türk çocuðu konuþurken onun beyan ve anlatýþ tarzý, Türk çocuðu yazarken onun ifade ve üslûbu, kendisini dinleyenleri onun yürüdüðü yola götürebilecek; bu kabiliyeti sayesinde Türk çocuðu, kendini dinleyen veya yazýsýný okuyanlarý peþine takarak yüksek bir Türk ülküsüne iletebilecek, ulaþtýrabilecektir."

Ýþte Nutuk, kendisini hitabet san'atýnýn doruðuna çýkaran bu dil ve üslûp mükemmelliði ile, böyle bir ülküye de örneklik ve öncülük edebilecek niteliktedir.

Nutuk, ilk defa 1927 yýlýnda, biri asýl metin, diðeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle iki cilt olarak yayýnlanmýþtýr.' Ayný yýl, tek cilt halinde lüks bir baskýsý da yaptýrýlmýþtýr. Yazý inkýlâbýndan sonra, bu ilk metnin okunmasý güçleþtiðinden, 1934 yýlýnda, Millî Eðitim Bakanlýðý'nca üç cilt olarak yeniden bastýrýlmýþtýr. Cumhuriyet'in onbeþinci yýldönümü dolayýsýyla 1938'de yalnýz Nutuk bölümü tek cilt olarak yayýnlanmýþtýr. Atatürk'ün ölümünden sonra, 1960'ta Millî Eðitim Bakanlýðý'nca, Türk Ýnkýlâp Tarihi Enstitüsü yayýnlarý arasýnda çýkarýlan üç ciltlik Nutuk, 1981'de ondördüncü baskýsýna ulaþmýþtýr. Atatürk'ün doðumunun 100. Yýldönümü'ne armaðan olarak, 1981 yýlýnda, yine üç cilt halinde Mobil Þirketi'nce bastýrýlmýþ olan metin de üzerinde durulmaya deðer.

Yukarýda belirtildiði gibi, Nutuk'ta Millî Edebiyat devrinin iþleyip geliþtirdiði oldukça sadeleþmiþ bir Osmanlý Türkçesi yer almýþtýr. Ancak, dilimizin, Cumhuriyet'ten sonra Türkçeleþme þartlarý bakýmýndan çok hýzlý bir tempoyla yol almýþ olmasý, eserin genç kuþaklarca anlaþýlmasýný güçleþtirmiþ ve sadeleþtirilmiþ yeni baskýlarýnýn yapýlmasýný gerekli kýlmýþtýr. Bu ihtiyacý karþýlamak üzere 1963-1981 yýllarý arasýnda, resmî veya özel bazý kuruluþlarla, bazý þahýslar tarafýndan, özellikle belgeler dýþýnda kalan Nutuk bölümü tam veya kýsaltýlmýþ olarak günümüz Türkçesi'ne aktarýlarak yayýnlanmýþtýr.

Eldeki Nutuk çevirileri, metnin özüne baðlýlýk ve dil yapýlarý bakýmýndan incelendiðinde, görülen durum þudur: Ya eserin aslýna kelimesi kelimesine baðlý kalan bir aktarma yapýldýðý ve kelime kadrosu bakýmýndan da eski þekiller aðýrlýkta olduðu için, eserde bugünkü dil örgüsüne ve üslûp zevkine ters düþen, dolayýsýyla metnin anlaþýlmasýný güçleþtiren bazý týkanmalar ortaya çýkmýþtýr. Yahut da eserin aslýndaki cümleleleri, anlamlarýný bozacak þekilde kýsaltýp parçalama ve herkesçe bilinen kelimelere bile yakýþýksýz yeni yeni karþýlýklar arama gayreti yüzünden, Atatürk'ün birleþtirici ve bütünleþtirici kültür dili anlayýþýna ters düþen ve özünden koparak Osmanlýcasý kadar anlaþýlmaz duruma gelmiþ bulunan, aþýrý dil yapýsýnda Söylev metinleri ortaya çýkmýþtýr.

Bu yüzdendir ki, Atatürk'ün doðumunun 100. Yýlýný Kutlama Koordinasyon Kurulu'nca, Nutuk'un bütün aydýnlarýn ve gençliðin hiçbir sözlüðe baþvurmadan severek okuyup anlayabilecekleri yeni bir çevirisinin yapýlmasýna karar verilmiþtir. Eldeki metin, iþte böyle bir ihtiyacý karþýlama amacýna dayanmaktadýr.

Nutuk'u günümüz Türkçesine aktarýrken, Atatürk'ün saðlýðýnda basýlmýþ ve yazma nüshasý ile de dikkatli bir karþýlaþtýrmadan geçirilmiþ olan 1927 baskýsý esas alýnmýþtýr. Çevirme iþinde, eserin aslý ile olan baðlantýsý koparýlmadan, þu veya bu yöndeki aþýrý bir dil anlayýþýna da aðýrlýk verilmeden, doðrudan doðruya yaygýn ve yerleþmiþ ölçülere dayanan ortak yazý dili temel alýnmýþtýr.

Türkçemiz'deki altmýþ yýllýk deðiþme ve geliþmenin bir sonucu olarak, dilde Osmanlýcasýyla Türkçesi yanyana yaþayan kelimelerde, bunlarýn kullanýlýþ yerleri, yaygýnlýk durumlarý ve taþýdýklarý anlam dolgunluklarý ile üslûp incelikleri dikkate alýnarak, herhangi bir þekilcilik saplantýsýna düþülmeden, bazan biri, bazan diðeri tercih edilebilmiþtir. Yerine göre çok yaygýnlaþmýþ ve dilimizin malý olmuþ baðýmsýzlýk kelimesi de kullanýlmýþtýr. "Ya istiklâl, ya ölüm" vecizesindeki Ýstiklâl" kelimesi de korunmuþtur. Hattâ, Atatürk'ün özel bir deðer vererek altlarýný çizmiþ olduðu konuþmalarda, bildiri ve karar metinlerinde bu kelimenin deðiþtirilmeden býrakýlmasý, metnin özüne daha uygun düþmüþtür. Taarruz kelimesi gereken yerlerde saldýrý kelimesiyle karþýlanabildiði halde, askerî bir terim olarak, elbette olduðu gibi býrakýlmýþtýr. zararlý kuruluþlar için, örgüt ve örgütlenme kelimelerine yer verilirken, baþka yerlerde eserin aslýndaki teþkilât ve teþkilâtlanma þekillerinin devam ettirilmesi gereði duyulmuþtur. Arasýra göze iliþebilecek olan bu gibi ikili durumlar, yukarýda açýklanan hususla ve bazý yeni kelimelerin daha her yerde yeterince anlam dolgunluðu ve deyimleþme özelliði kazanamamýþ olmasýyla ilgilidir.

Atatürk'ün büyük bir duyarlýkla kaleme aldýðý "Gençliðe Hitabe"si, Nutuk muhtevasýnýn anlamlý bir özeti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk gençliðine emaneti niteliðinde olduðundan, bu bölüm, eserde olduðu gibi býrakýlmýþtýr.

Eser bugünkü dile aktarýlýrken aslýndaki dil örgüsünün, anlam bütünlüðünün, üslûp özelliklerinin ve tarihî havasýnýn korunmasýna elden geldiði kadar özen gösterilmiþtir. Bilindiði gibi, Atatürk'ün hitabet dilinde güzellik ve akýcýlýk saðlayan noktalardan biri de, eþ veya yakýn anlamlý kelimeler arasýndaki ses uyumlarýdýr: muztarip ve müfeellim olmak gibi. Bu gibi durumlarda, ayný uyumu saðlayabilecek elveriþli karþýlýklar aranmýþ; fakat bulunamadýðýnda, bu akýcýlýk Türkçe'nin anlatým gücündeki daha baþka özelliklerden yárarlanýlarak denkleþtirilmeðe çalýþýlmýþtýr.

Eserdeki üslûp inceliklerinin ve devrin kültüründen gelen tarihî havanýn özünden koparýlmamasý düþüncesiyle, Atatürk'ün Büyük Millet Meclisi üyeleri için kullandýðý "Efendiler" hitabý ile, kendi üslûbunun veya o devir resmî yazýþmalarýnýn gerekli kýldýðý nezaket inceliklerine baðlý zâtýþâhâne, zatýalîleri, padiþah hazretleri, hazret-i evvel, arzu buyurursanýz gibi kliþeleþmiþ bazý kelime ve söyleyiþler olduðu gibi býrakýlmýþtýr. Osmanlý devlet teþkilâtýna veya Millî Mücadele devrine ait olup da bugün devamý bulunmayan, tarih terimi niteliðindeki kuruluþ adlarý ile ünvan ve rütbeler deðiþtirilmeden alýnmýþ; gerekli açýklamalar dipnotlarla verilmiþtir : Meclis-i Meb'usan, Harbiye Nezareti, Birinci Ferik, Redd-i Ýlhak Cemiyefi, Hey'et-i Temsiliye, Kuva-yý Milliye, Kuvve-i Seyyare gibi.

Ancak, Cumhuriyet'in ilk devirlerinde Osmanlýca adlar alýp da sonradan Türkçeleþtirilmiþ olan makam ve kuruluþ adlarý bugünkü þekilleri ile gösterilmiþtir: Erkân-ý Harbiye-i Umumiye Riyaseti: Genelkurmay Baþkanlýðý, Ýcra Vekilleri Hey'eti: Bakanlar Kurulu, Kabine gibi. Bunlarýn asýl metindeki eski þekilleri, ilk geçtikleri yerlerde yine notlarla belirtilmiþtir. Bugün anlaþýlmasý güçleþmiþ olan bazý geçici kurul adlarý da Türkçeleþtirilmiþtir: Ýstihzaraf-ý Sulhiye Komisyonu: Barýþ Hazýrlýðý Komisyonu gibi. Metnin akýcýlýðýný bozmamak için, cumhuriyetten sonra baþka adlar verilmiþ ve eski þekilleri artýk unutulmuþ bulunan yer adlarý, metin içinde yeni þekilleri ile gösterilmiþ; eski þekilleri nota alýnmýþtýr. Elazýðl Mamuretülaziz, AdýyamanlHýsnýmansur gibi. Bunlar dýþýnda, sayfa altlarýna gerekli ve açýklayýcý daha baþka bazý notlar da eklenmiþtir. Doðrudan doðruya Atatürk'e ait ólan iki not, yanlarýna (*) iþareti konarak belli edilmiþtir.

Nutuk'ta, zevalî (öðle vakti) esasa baðlý olarak ve rakamlar yanýna "evvelde" ve "sonrada" kelimeleri eklenerek verilmiþ olan saatler bugünkü söyleyiþe göre normalleþtirilmiþtir : 3 sonrada: saat 15.00'te gibi. Sayýn okuyucularýn eldeki çeviriyi, gerektiðinde asýl metinle karþýlaþtýrabilmeleri için, sayfalarýn sað tarafýna 1927 baskýsýndaki sayfa numaralarýný vermeyide uygun bulduk. Eserden yararlanmayý kolaylaþtýrmak üzere, 1934 baskýsýnda olduðu gibi konu baþlýklarý da eklenmiþtir. Baskýda, Atatürk'ün satýr altlarýný çizerek özellikle vurgulamak istediði yerler siyah, metin aralarýndaki belgeler daha küçük punto ile dizdirilmiþtir. Yabancý þahýs adlarý kendi imlâlarý ile yazýlmýþ; ilk geçtikleri yerlerde parantez içinde okunuþlarý da gösterilmiþtir. Eserin sonuna bir de þahýs ve yer adlarý indeksi eklenmiþtir. Atatürk'ün 100. doðum yýldönümü dolayýsýyla hazýrlanmýþ ve mevcudu tükenmiþ bulunan bu eserin Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araþtýrma Merkezi Baþkanlýðý'nca yeniden bastýrýlmasý dolayýsýyla sayýn Prof. Dr. Utkan Kocatürk'e, Araþtýrma Merkezi Yürütme Kurulu'na ve Yüksek Kurum Baþkaný sayýn Suat Ýlhan ile Yönetim Kurulu üyelerine ayrý ayrý teþekkürlerimi sunmayý yerine getirilmesi gerekli ve zevkli bir borç sayarým. Nutuk gibi hem tarihî deðeri yüksek, hem de hitabet gücü bakýmýndan eþsiz olan böyle bir eserin, bugünkü yazý diline kusursuz bir aktarmasýnýn yapýla bildiðini söylemek güçtür. Atatürk'ün aziz hâtýrasýna küçük bir armaðan olarak sunduðumuz bu çeviriyle, eðer eserin severek okunabilecek bir yayýnýný ortaya koyabilmiþsek, kendimizi mutlu sayacaðýz. Eksiklerimizin iyi niyetimize ve içtenliðimize baðýþlanmasýný dileriz.