YENÝ MÝLLETVEKÝLLERÝ ÝLE ANKARA'DA GÖRÜÞME TEÞEBBÜSÜ

Efendiler, daha önce söylediðim gibi, bir iki günlük bir toplantý ve görüþme isteði ile, milletvekillerini davet için ilk yazdýðýmýz telgrafta - ki bu telgrafýn örneðini basýlmýþ olarak yazýlý evrak halinde postayla la göndermiþtik - maksat açýklandýktan sonra "Hey'et-i Temsiliye'nin bulunacaðý bir yerde toplanýlacaktýr; toplantý tarihi, gönderilecek milletkillerinin adlarý ve adresleri belli olduktan sonra haberleþilerek kararlaþtýrýlacatýr. Hey'et-i Temsiliye kýsa bir süre sonra Ýstanbul'a yakýn bir yere gidecektir." denmiþti.

Ankara'ya varýþýmýzda, Ankara - Eskiþehir demiryolu iþlemeye baþlamýþ olduðundan, önceki tebliðimize 29 Aralýk 1919 tarihinde yaptýðýmýz bir ek ile, milletvekilleriyle görüþme yeri olarak Ankara'yý gösterdik ve bunu bir genelge ile bildirdik. Bu genelgenin bir maddesi de, öteki milletvekillerinden mümkün olduðu kadar çok kimsenin görüþmelere katýlmasýnýn fazlasýyla istenmekte olduðu yolundaydý.

Efendiler, sonucunun pek yararlý olacaðýný umduðumuz bu hayýrlý ve vatanseverce teþebbüsün bile Ýstanbul Hükûmeti tarafýndan önüne çýkýldýðýný arz edersem, hayret etmezsiniz sanýrým.

Müsaade buyurursanýz, bu noktayý biraz açýklayayým : Biz milletvekillerini Ankara'ya davet ederken, birtakým kimseler de bu daveti geçersiz kýlmak ve tasarlanan toplantýya engel olmak için karþý tedbir alýyor ve teþebbüste bulunuyorlarmýþ... Bazý milletvekillerinin çektikleri telgraflarla durumu anladýk.Nitekim, Burdur Milletvekili Hüseyin Baki imzalý ve 29 Aralýk 1919 tarihli þöyle bir telgraf geldi :

"Ýstanbul'da toplanan milletvekilleri adýna, Aydýn milletvekili Hüseyin Kâzým imzasýyla Teftiþ Kurulu Baþkanlýðý'na gelen telgrafta, en sür'atli vasýta ile Ýstanbul'a gelmekliðimin pek gerekli olduðu duyurulmakta ve bu gün Dahiliye Nezareti'nden gelen telgrafta da yola çýkmaklýðým bildirilmektedir.

Daha önce, Hey'et-i Temsiliye adýna, Mustafa Kemal Paþa Hazretleri tarafýndan verilen emir ve duyuru üzerine, bu konudaki görüþüm açýklanýp bilginize sunulduðu halde, þimdiye kadar bu konuda bir emir alýnamadýðýndan, zatýdevletlerinin emirlerini önemle beklemekteyim, efendim."

Akdaðmadeni milletvekili Bahri imzalý ve ayný tarihli bir telgrafta da :

"Aydýn milletvekili Hüseyin Kâzým imzasýyla gelen telgrafta, milletvekillerinin en sür'atli vasýta ile Ýstanbul'a gelmeleri bildiriliyorsa da, Hey'et-i Temsiliye'ye üye seçilen milletvekillerinin mi, yoksa bütün milletvekillerinin mi davet edildiði pek anlaþýlamamýþtýr. Hangi yolýý tutacaðýmýn bildirilmesine lûtfen müsaadeleri istirham olunur, emir sizindir."

Efendiler, biribiri ardýnca buna benzer telgraflar geldi. Bu telgraflardan anlaþýlýyordu ki, milletvekili arkadaþlar, Hey'et-i Temsiliye ile Ýstanbul Hükûmeti'ni ve Ýstanbul'dan telgraf çekerek bütün milletvekillerini davet etme yetkisini kendinde görebilen kimseleri, ortak amaçta anlaþmýþ ve uyuþmuþ sanýyorlardý. Hükûmetin ve sözü geçen kimselerin olumsuz niyetlerini hatýr ve hayallerine bile getiremiyorlardý. Olsa olsa, bizimle Ýstanbul'daki kimseler arasýnda, yeni kararlaþtýrýlmýþ bir durum bulunduðunu veyahut arada di.izenleme bakýmýndan bir yanlýþlýk olabileceðini sandýklarý ve durumu öyle kabul ettikleri, bize gelen telgraflarýndaki temiz yüreklilik ve içtenlikten anlaþýlmaktaydý.

Bize baþvuran milletvekillerine verdiðim cevap þuydu :

Hüseyin Kâzým Bey' in bildirdikleri ile bizim hiçbir ilgimiz yoktur. Adý geçenin, durumu iyice bilmediði anlaþýlýy,or. 12 ve 27 Aralýk 1919 tarihli telgraflarýmýz gereðince hareket edilmesini, milletiýnizin ve vatanýmýzýn çýkarlarýna daha uygun olduðu için gereðinin tezelden yerine getirilmesini, Kâzým Bey'in kendi baþýna göndermiþ olduðu telgrafa gerekli cevabýn verilmesini ve sonucun bildirilmesini rica eder, saygýlarýmýzý sunarýz efendim.

Hey'et-i Temsiliye adýna
Mustafa Kemal
Bütün milletvekillerine de þu genelgeyi yazdýk :

Ankara, 30.12.1919
Aydýn milletvelili Hüseyin Kâzým Beyefendi 'nin sayýn milletvekillerinden bazýlarýna, derhal Ýstanbul'a hareket etmeleri ile ilgili telgraflar çektiði anlaþýldý. Bu hareket, adý geçen kimsenin durumu iyice bilmediðini gösterdiðinden, kendisine bu durum anlatýldý ve .... gün ..... sayýlý duyurularla ilgili bilgi verdirildi. Bu bakýmdan, Hey'et-i Temsiliye'ce istirham olunduðu üzere, Hey'et-i Temsiliye üyesi olarak seçilmiþ sayýn milletvekilleriyle milletvekillerinden görüþmelere katýlmak isteyen sayýn üyelerin, Ocak ayýnýn beþinden baþlayarak Ankara'ya teþrifleri bir daha rica olunur.

Hey'et-i Temsiliye adýna
Mustafa Kemal
30 Aralýk 1919 tarihli bir þifre ile de Ýstanbul'daki teþkilâtýmýza: "Hüseyin Kâzým Bey' in teþebbüsünden söz ettikten sonra, kendisinin bizim duyurumuzdan haberdar edilmesini ve görüþmelere katýlmak istiyorlarsa, lûtfen ve derhal Ankara'ya teþrifleri gereðinin anlatýlmasýný" bildirdik.

Efendiler, biz Ýstanbul'daki teþkilâtýmýzdan haber beklerken, karþýmýza biri çýktý. Bunun kim olacaðýný kestirmekte güçlük çekmezsiniz sanýrým. Bildiðiniz gibi, bizim Ýstanbul'da hem temsilcimiz hem de nâzýr olan bir zat... Cemal Paþa... Evet, 1 Ocak 1920 tarihli þu telgraf, "Harbiye Nâzýrý Cemal Paþa" imzasýyla geliyordu :

Ankara'da 20' nci Kolordu Komutanlýðý'na
Mustafa Kemal Paþa Hazretleri'ne özel :

Ýstanbul'da bulunan milletvekillerinden bir grubun, bize baþvurarak verdikleri yazýlý isteklerini, aþaðýda olduðu gibi sunuyorum :

1 - Meclis-i Meb'usan'ýn bir an önce toplanmasý zarurîdir. Þu sýrada bazý milletvekillerinin Ankara'ya davet edilmeleri, Meclis'in derhal açýlmasýna engel olacaktýr.

2 - Bu durumun ve yapýlan davetin ortaya koyacaðý kötü yorumlar arasýnda düþmanlarm en çok dikkatini çekecek olaný, yasama gücünûn baþka kuvvetlerin etkisi altýnda iþ görmekte olduðu zannýdýr. Bu durum içeride ve dýþarýda elbette büyük bir güvensizlik doðuracaktýr.

3 - Böyle bir durum ve tutum karþýsýnda, Meclis'in. kendisinden beklenilen hizmetleri yerine getirebilmesi mümkün deðildir.

4 - Daha önce yapýldýðý gibi, milletvekilleri ile temas ve iliþki kurmak üzere geniþ yetkiler taþýyan bir þahsýn, temsilci olarak Ýstanbul'a gönderilmesi, maksadýnýn gerçekleþmesi bakýmýndan yeterlidir.

5 - Ankara'ya davet edilen milletvekillerinin geliþlerinin ertelenmesi ve orada toplananlarýn da hemen Ýstanbul'a hareketleri için yeniden acele bir duyuru yapýlmasý beklenmektedir.

Harbiye Nâzýrý
Cemal
Efendiler, bu davranýþ ve yazýþ tarzýnda bir içtenlik ve asalet görüyormusunuz? Önce, bizim milletvekilleri ile toplantý yapma kararýmýz ve bununla ilgili duyurumuz, bundan bir buçuk ay öncesinden beri biliniyordu. Eðer bu teþebbüsümüz memleket çýkarlarýna gerçekten aykýrý ve sakýncalý görülmüþ idiyse, bizimle ayný millî gaye peþinde olduklarý iddiasýnda olan efendilerin ve hükûmetin, bizim davet ettiðimiz milletvekillerine, Ýstanbul'a çaðýrma telgraflarý yazmadan önce, bizimle anlaþmalarý, hiç olmazsa düþünce ve teþebbüslerinden bizi haberdar etmeleri gerekmez miydi? Böyle yapmayýp da doðrudan doðruya Ýstanbul'a gidiþlerini çabuklaþtýrmak için, Teftiþ Kurulu Baþkanlýklarý aracýlýðý ile, Þeyh Muhsin-i Fanî' nin ve Dahiliye Nâzýrý'nýn imzalarýyla, taþradaki milletvekillerini sýkýþtýrýp þaþýrtmak ve bir oldu-bitti yaratarak bizim teþebbüsümüzü baþarýsýzlýða uðratmaya kalkýþmak doðru muydu?

Ýkincisi, Efendiler, seçimlerin yenilenmesi iþi aylarca ve aylarca yapýlmayýp da belirli kanunî süre çoktan geçirilmiþ olduðu tarihlerde hiçde acele etmeyi akýllarýna getirmeyen bu efendiler, bizim Erzurum'dan Sývas'tan beri yapageldiðimiz sayýsýz teþebbüs ve çalýþmalarýmýzýn bir baþarýsý olarak seçimlerin yenilenmesi saðlandýktan ve herbirinin milletvekilliði ayrýca aracýlýk edilerek ve uðraþýlarak elde edildikten sonra, nihayet üç beþ gün gibi az bir gecikme böyle bir aceleciliði gerektirir miydi? Hele bu gecikme, büyük bir gayenin gerçekleþtirilmesi, özellikle Ýstanbul'da toplanmak gafletini gösterenlerin kendi þahýslarýnýn da dokunulmazlýðý iIe ilgili tedbirlerin alýnmasý yollarýný görüþme maksadýna dayandýðýna göre, bu efendileri bu kadar aceleye sürüklemeli miydi? Hiçbir tedbir ve karar almadan, bir an önce, hakaret ve rezalete uðramakta acele etmek neden ileri geliyordu?

Üçüncüsü, Efendiler, tertemiz ve lekesiz arkadaþlarýný aldatarak, Ýstanbul'da kendilerinin içinde bulunduklarý tehlike ve hakaret çemberine çabucak sokmak isteyen bu efendiler, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nden deðiller miydi? Bu millî cemiyetin üyeIeri bulunmuyorlar mýydý? Bir cemiyetin üyeleri, milletvekili olduklarý halde bile, cemivetin önderleri ile görüþerek, sonunda tespit edilecek program çercevesinde harekete mecbur deðiller miydi? Dünyanýn her tarafýnda, bütün medenî toplumlarda bu böyle deðil midir?

Bir grubun, bir partinin liderleriyle görüþüp iliþki kurmasýndan, yasama gücünün baþka kuwetlerin etkisi altýnda hareket etmiþ olduðu zannýný doðuracaðý kuruntusuna neden düþülüyor ve bunun, düþmanlarýn dikkatini çekeceðinden neden korkuluyordu? Bu efendiler, seçimlerin yenilenmesini ve milletvekillerinin seçilmesini saðlamýþ olan teþkilâtýn etkisi altýnda kalmýþ görülmeyi yüksek þeref ve onurlarýna yakýþtýramýyorlar mýydý?

Bu efendiler, milletvekillerinin memleket içinde güçlü bir millî teþkilâta baðlý olduklarýný, o teþkilâtýn tespit ettiði belirli gayelerden ayrýlamayacaklarýný ve her ihtimale karþý o teþkilâtýn etkisi altýnda bulunduklarýný açýk bir vicdan ve açýk bir alýnla ilân etmenin, asýl bunun, içeride ve dýþarýda en büyük güven ve saygý kazandýrabileceðini takdir edemiyorlar mýydý?

Ve asýl böyle bir vicdan ve inanç gücüne sahip olarak, belirli millî gayeyi gerçekleþtirme yolunda her tehlikeye göðüs germeye hazýr bir tavýr ve durum alýnmadýkça, Meclis'in kendisinden beklenen hizmetleri yerine getirebilmesine imkân olamayacaðýný anlamak, kâhinliðe mi, yoksa görüldüðü gibi saldýrý ve hakarete miskince boyun eðmeye mi baðlýydý?

Bu efendiler, benim milletvekilleri ile þahsen görüþmemi istemiyorlar. Yine, hükûmet ve bazý efendiler, benim Ýstanbul'a da gitmemi uygun görmüyorlar. Ancak, geniþ yetkilerle bir delegenin gönderilmesini tavsiye ediyorlar. Doðrusu bu noktadaki akýl ve kavrayýþlarýna diyecek yok! Gönderdiðimiz temsilciler deðil miydi ki, milletvekillerinin düþman pençesine düþmelerinde birinci derecede etkili olmuþlar ve en sonunda kendi þahýslarýný bile korumanýn tedbir ve çaresini bulmaktan âciz olduklarýný ispat etmiþlerdir.

Milletvekilerini kimseye sormadan Ýstanbul'a çaðýrma konusunda, onlarý aldatmayý ve oldubittiye getirmeyi baþaramayýnca, bu defa, bizim tarafýmýzdan duyuru yapýlmasýný istemekte gösterilen nezaket pek ince deðil midir, Efendiler?

Saygýdeðer Efendiler, bu sözünü ettiðim telgrafa cevap olarak þu kýsa þifreyi yazdým :

5.1.1924
Harbiye Nâzýrý Cemal Paþa Hazretleri'ne
Önergeyi veren milletvekillerinin adlarýnýn ve bu önergeyi kime hitaben verdiklerinin bildirilmesini bekliyoruz, efendim.

Hey'et i Temsilýye adýna
Mustafa Kemal

Harbiye (Nezareti), 6.1.1920
Ankara'da 20' nci Kolordu Kornutanlýðý'na

Ýlgi : 5 Ocak 1920

Mustafa Kemai Paþa Hazretlerine özel :

Milletvekillerinin adlarý þunlardýr : Hüseyin Kâzým, Tahsin, Celâlettin Arif, Hâmit... ve baþkalarýdýr. Bana getirenler baþtaki iki kiþidir.

Harbiye Nâzýrý
Cemal
Efendiler, sonradan bize verilen bilgilere göre, bana telgraf çeken kimseler, milletvekillerinden oluþmuþ bir grup deðildi. Sadrazam, Siverek milletvekili olduðunu öðrendiði ve kendisinin þahsen tanýdýðý Hakký Bey adýnda bir zatý ve Hüseyin Kâzým Bey'i yanýna çaðýrarak, bana çekilmek üzere kýsa bir telgraf yazdýrmýþ. Bu telgrafý bazý kimselere elden imza ettirmiþler. Þifre olarak gönderilmek üzere, Hakký ve Hüseyin Kâzým Bey'ler Cemal Paþa'ya götürmüþlerdir.

Demek ki, beþ maddelik olan ve önerge adý verilen telgraf sonradan uydurulmuþtur. Zaten, önergeden söz edildiði halde, henüz bu önergenin sunulmuþ olduðu makamýn belli olmamasý da bu iþte bir dolap döndüðünü ve özel bir maksadýn bulunduðunu göstermeye yeterdi. Daha Meclis açýlmýþ ve Meclis Baþkanlýðý göreve baþlamýþ deðildi. Bununla birlikte, Cemal Paþa'nýn bu telgrafýný aldýktan sonra, þu þifreli telgrafý yazdim :

Ankara, 9.1.1920
Harbiye Nâzýrý Cemal Paþa Hazretleri'ne
Hüseyin Kâzým, Tahsin, Celâlettin Arif, Hâmit Beyefendilere özel :

Ankara'ya gelmenin kötü yorumlara yol açacaðýný, Harbiye Nâzýrý Paþa Hazretleri vasýtasýyla bildiren görüþlerinizi öðrendik. Konu, vatan ve milletin varlýðý ile ilgilidir. Millî Meclis'te millî teþkilâta dayalý kuvvetli bir grup kurulmaz ve Sývas Genel Kongresi ile milletin bütün dünyaya ilân ettiði kararlar, Meclisin büyük çoðunluðu tarafýndan bir inanç ve ilke olarak benimsenmezse, millî hizmetimizin saðlayacaðý baþan boþa çýkar. Memleket bir felâkete uðrayabilir. Bundan dolayý, birtakým vatansýz ve dinsizlerin propagandalarýnýn bizim için uyulacak bir deðeri olamaz. Gaye, vatan ve milletin kurtuluþudur. Bir iki gün için teþrifiniz ve karþýlýklý görüþme ile bir ülkü birliðine varýlmasý bizce pek önemlidir. Buna göre tutulacak yolun seçilmesi, yüksek görüþünüze baðlýdýr. Saygýlarýmýzý sunarýz efendim.

Hey'et-i Temsiliye adýna
Mustafa Kemal