MEMLEKETÝN YÜKSEK ÇIKARLARI UÐRUNA BAÞKOMUTANLIK GÖREVÝNE DEVAM KARARI VERDÝM

Meclis'in oyunu belli ettiði dakikadan baþlayarak ordu komutansýz kalmýþtý. Genelkurmay Baþkaný ve Bakanlar Kurulu da istifa ettiði takdirde, memleketin genel yönetiminde, üzerinde durup düþünülmeye deðer aðýr bir bunalýmýn doðmasý kaçýnýlmazdý.Onun için gerek Genelkurmay Baþkaný'na gerek Bakanlar Kurulu'na daha yirmi dört saat sabretmelerini ve beklemelerini rica ettim. Memleketinve millî gayenin yüksek çýkarlarý adýna, ben de Baþkamutanlýk göreviniyürütmeye devam kararýný verdim ve bunu Bakanlar Kurulu'na da bildirdim.

Ertesi günü, yani 6 Mayýs 1922'de yapýlan bir gizli oturumda Meclis'e açýklama yapacaðýmý bildirdim. Açýklamadan önce, Baþkomutanlýkaleyhinde söz söylemiþ olan kimselerin düþüncelerini Meclis zabýtlarýnýgetirterek, birer birer incelemiþ bulunuyordum.

Efendiler, sizleri fazla yormamak için arz ettiðim gizli oturumdakikonuþmamý özetlemekle yetineceðim :

Efendiler, dedim; Baþkomutanlýk ve Baþkomutanlýk Kanunu konusunda, baþlangýçta olduðu gibi bugün de kanunun gereksizliðinden veyahut deðiþtirilmesi gereðinden söz eden ve Baþkomutanlýðýn varlýðýndanþikâyetçi olan kimseler vardýr. Bu þikâyetçilerin hep ayný kimseler olduðu görülmektedir. Ben gereksiz bir mevkiin, bir makamýn mutlaka devam ettirilmesi taraflýsý deðilim. Herhangi bir makama sýnýrsýz yetkilerverilmesini saðlayacak kanunlarýn da taraflýsý deðilim. Ancak, Baþkomutanlýk makamýnýn ve bu makama yetki veren kanunun gerekli olup olmadýðýna karar verebilmek için, genel durumun, askerî durumun iyice gözden geçirilmesi ve incelenmesi gerekir. Bu nokta ile ilgili düþüncelerimiarz etmeden önce, Baþkomutanlýðýn ve kanunun gereksizliði üzerine sözsöylemiþ olan kimselerin, bazý ifadelerini hep birlikte gözden geçirelim.

Örnek olarak, Salih Efendi(Erzurum Milletvekili), benim,Meclis'in hakkýný zorla ele geçirdiðimi, zorla ele geçirmek istediðimi söyleyerek, çok açýk olan hakkýmýzý vermeyiz diye feryat etmiþ.

Efendiler, açýk konuþacaðým, beni baðýþlayýnýz; her birinizin olaðanüstü yetki ile seçilmesine ve olaðanüstü yetkiye sahip bir Meclis'in kurulmasýna ve bu Meclis'in memleketin kaderini ele alacak bir nitelik kazanmasýna çalýþan benim ! Bunda baþarý saðlamak için en yakýn arkadaþlarýmla görüþ ayrýlýðýna ve çatýþmaya düþtüm. Bütün hayatýmý, varlýðýmý,bütün þeref ve haysiyetimi tehlikeye attým. Demek oluyor ki, bu benimeserimdir. Ben eserimi alçaltmakla deðil yükseltmekle görevliyim. Salih Efendi'den hiç olmazsa, beni de kendisi kadar olsun, bu Meclis'inhaklarýyla ilgili saymasýný rica ederim. Fazla bir þey istemem. Bu sözlerden sonra, Meclis'in hakkýný zorla ele geçirmek sözünü reddeder ve olduðu gibi Salih Efendi'ye iade ederim. Böyle bir þey söz konusudeðildir ve olamaz.

Efendiler, Baþkomutanlýk konusunun gizli oturumda görüþülmesinin uygun olacaðý yolunda bir önerge verilmiþ. Bu da türlü þekillerde yanlýþ yoruma uðramýþ. Konunun açýk oturumda görüþülmesi istenmiþ. Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Þükrü Bey, gizli oturumlarlagerçeðin milletten gizlenmek istendiðini söylemiþ. Bir defa Türkiye Büyük Millet Meelisi, yalnýz yasama görevi olan bir meclis deðildir. Yürütme yetkisine de sahip bulunuyor. Böyle olmasa bile, memleketin, devletinher türlü iþleriyle ilgili kararlarý, vaktinden önce açýkca söz konusu etmek ve herkese duyurmak dünyanýn neresinde görülmüþtür? Özelliklesöz konusu edilen durum, düþman karþýsýnda bulunan bir ordunun Baþkomutaný ile ilgili olursa, bunu açýk oturumda görüþerek, lehte olduðugibý aleyhte söylenen sözleri de düþmana iþittirmekte, memleketin birçýkarý var mýdýr? Baþkomutanýn ordu üzerindeki, özellikle düþman üzerindeki etki ve nüfuzunun çok büyük olmasý gerekir. Hattâ, HüseyinAvni Bey'in burada söz konusu ettiði rahatsýzlýðýmýn bile, düþmantarafýndan iþitilmesi sakýncalýdýr. Buna ne gerek vardý. Görüyorsunýýz ki,konunun gizli oturumda görüþülmesinden maksat, Mehmet ÞükrüBey'in dediði gibi, hiçbir vakit gerçekleri milletten gizlemek düþüncesine dayanmamaktadýr. Keþke açýk oturumda bir sakýnca olmasaydý da,Mehmet Þükrü Bey, kürsüden istediklerini baðýra baðýra söyleseydi. Ben de Mehmet Þükrü Bey'in sözlerindeki anlamý ve gizlimaksadý millete açýklasam ve yorumlasaydým. Þükrü Efendi bilsin ki, millet onun gibi düþünmüyor. Þükrü Efendi bilsin ki, onundediði gibi komedya oynamýyoruz. Biz, buraya komedya oynatmak içintoplanmadýk. Efendiler, komedya oynayan ve oynatan Þükrü Efendi'nin kendisidir. Fakat emin olsun ki, biz o komedyaya kapýlmayacaðýz.Þükrü Efendi oynamak ve oynatmak istediði komedya sonunda,yakalandýðý kanun pençesinden ne kadar büyük bir alçalma ile kurtulduðunu, unutacak kadar çok zaman geçmemiþtir.

Efendiler, Hüseyin Avni Bey, Baþkomutanlýk Kanunu aleyhinde konuþurken birtakým sözler sarfetmiþ. Yüksek Meclis'e bu tutumla milleti rezil edeceksiniz! demiþ. Miskinler sözünü kullanmýþ. Görevler þahýslara baðlý deðildir; þahýs yoktur, millet vardýr gibi kurallarortaya atmýþ.

Gerçi asýl olan millettir, toplumdur. Onun da genel iradesi Meclis'tekendini gösterir. Bu her yerde böyledir. Fakat, fertler de vardýr. Meclis, memleket ve devlet iþlerini fertlerle þahýslarla yapmaktadýr. Her devletiniþlerini yürüten þahýs ve þahýslar meydandadýr. Gerçeði, anlamsýz birtakým düþüncelerle inkârýn yeri deðildir.

Efendiler, Hüseyin Avni Bey, ikide bir de, birtakým anlamsýz sözlerle konuþmamý kesiyordu. Kendisine aðýr uyarýda bulundum. Meclis'in mahalle kahvesi olmadýðýný söyledim. Kendisinden, milletin kâbesiolan kürsüye saygýlý olmasýný istedim.

Efendiler, konuþanlardan biri de Salâhattin Bey'dir. Salahattin Bey, bize taarruz edip edemeyeceðimizi sormuþ imiþ. . .Biz de edeceðiz demiþiz... Kendisi de edemeyeceksiniz! demiþ. Veen sonunda edememiþiz!.. Kendi dediði çýkmýþ.

Halbuki, taarruzun ertelenme sebeplerini yeri geldikçe yeterinceaçýkladýðýmýzý sanýyorum. Tekrar edeyim ki, taarruz edeceðiz. Düþmanývatanýmýzdan kovacak ve uzaklaþtýracaðýz. Bu kararýmýzdan dönmeyeceðiz. Kararsýzlýðý gerektiren hiçbir sebep düþünülemez. Bundan baþka, Salahattin Bey demiþ ki, ordu güç bakýmýndan en yüksek seviyeyegelmiþtir. Evet, ordumuz mükemmeldir; fakat, istenilen seviyeye gelmemiþtir. Kendisi gibi bir asker arkadaþýn, yüksek kurulumuzda böylekonuþabilmesi için, ordunun içyüzünü bilmesi gerekir. Halbuki, Salâhattin Bey, bundan çok uzaktýr. Ordu ile yakýndan ilgilenenlerinsözü, yalnýz benim sözüm deðil, bütün komutanlarýn sözü, kendisini yalanlamaktadýr. Fakat hiç þüphe yok ki, ordumuzu lâyýk olduðu seviyeyegetireceðiz. Salâhattin Bey'in en önemli sözlerinden biri de, bizim baþlýca görevimiz siyaset yapmaktýr þeklindeki düþüncesidir. HayýrEfendiler, bizim önemli ve asýl olan görevimiz siyaset yapmak deðildir.Bizim, bütün memleketin ve bütün milletin bugün için tek görevi, topraklanmýzda bulunan düþmaný süngülerimizle kovmaktýr. Bunu yapamadýkça, siyaset anlamsýz bir sözden ibaret kalýr. Bununla birlikte, bir dakika için, Salâhattin Bey'in sözlerini kabul edelim ! Buna benengel miyim? Baþkomutan engel midir? Bu sözün Baþkomutanlýk Kanunuile ne ilgisi vardýr? Anlaþýlýyor ki bir engelleme ve bir zýtlaþma düþünülmektedir. Ben millî hedefe ulaþýlabilmesi için tek çýkar yolun savaþ vesavaþta baþarý olduðunu söylüyorum. Bütün gücümüzü, bütün kaynaklanmýzý ve bütün varlýðýmýzý orduya vereceðiz. Kudretimizi dünyaya tanýtacaðýz ve ancak ondan sonra milleti insan gibi yaþatmak mümkün olacaktýr ! diyorum.

Salahattin Bey, iþte bu anlayýþý, aklýnca siyaset yapmayaengel sanýyor ve konunun siyasetle çözüme baðlanabileceðini zannediyor.Bir de Salahattin Bey diyor ki, bugünkü askerî durumun gerektirdiði masraflarý incelemek için, Baþkomutanlýðýn varlýðý bir engeldir.

Efendiler, bu doðru deðildir. Baþkomutan, Meclis'in, malî kaynaklarýn incelemesine ne zaman engel olmuþtur? Gelir kaynaklarýmýzla neyapabileceðimiz konusundaki endiþe belki herkesten çok beni meþgul etmektedir. Yalnýz, ben, ordumuzun varlýk ve kuvvetini paramýza göreayarlama görüþünü kabul edenlerden deðilim. Paramýz vardýr, orduyukurarýz; paramýz bitti, ordu daðýlsýn.. Benim için böyle bir mesele yoktur. Efendiler, para vardýr veya yoktur; ister olsun ister olmasýn, orduvardýr ve olacaktýr. Bu konuda bir hatýramý da aktarayým. Ben ilk defabu iþe baþladýðým zaman en akýllý ve düþünür geçinen birtakým kimselerbana sordular :

Paramýz var mýdýr? Silâhýmýz var mýdýr? Yokturdedim. O zaman: O halde ne yapacaksýn? dediler. Para olacak, orduolacak ve bu millet istiklâlini kurtaracaktýr dedim. Görüyorsunuz ki,hepsi oldu ve olacaktýr.

Birtakým Efendiler de, Baþkomutan millete angarya yaptýrýyordemiþler. Halbuki kanunun memlekette angaryayý yasakladýðýný söylemiþler. Bu doðrudur Efendiler; fakat, ihtiyaç, tehlike bize her þeyi meþru göstermektedir. Ordunun ihtiyaçlarý, millete angarya yaptýrmayý gerektiriyorsa, bunu yapýyoruz ve en doðru kanun budur. Milletin ve ordunun yenilmemesi için, kanun buna engeldir diye, gerekli gördüðüm tedbiri almaktan çekinmeyeceðim.

Efendim, Kara Vasýf Bey de demiþler ki, her yerde Baþkomutan vardýr. Fakat Baþkomutanlýk için ayrýca bir kanun yoktur. Eldeki askerî kanunlar, her komutanýn olduðu gibi baþkomutanýn da görevve yetkilerini belirtir ve sýnýrlandýrýr. Bunu da ilim tayin ve tespit eder.

Bilinmektedir ki, devletler, biribirinden farklý hükûmet þekilleriyleidare edilirler. Þekillerine göre, baþlarýnda krallar, imparatorlar, padiþahlar bulunur. Bazýlarýnýn baþlarýnda cumhurbaþkanlarý vardýr. Böyle memleketlerde, baþkomutan, devletin baþýnda bulunan kimsedir. Bu kimsebaþkamutanlýk görevini ya kendisi yapar yahut birini vekil tayin eder.Bizim bugünkü hükûmet þeklimize göre, baþkomutanlýk yetkisi Meclis'inmanevî þahsiyetinde toplanmýþtýr. Bunun için, Meclis, falan veya filânkimseyi baþkomutan seçtiðini ifade edince, bu ifadeye kanun derler.Kral, padiþah ve imparatorun buyurduðuna irade dendiði gibi, Meclis'ten çýkan millî iradeye de kanun adý verilir. O halde kanun vardýr. Birmeclisin olaðanüstü bir zamanda kendisine olaðanüstü görev verdiði Baþkomutan, Kara Vasýf Bey'in komutanlarýn görev ve yetkilerinibelirterek sýnýrlandýrdýðýný iþaret ettiði Askerî Ceza Kanunu ile Ýç HizmetYönetimcliði çerçevesinde kalmasý gereken bir komutan deðildir. KaraVasýf Bey 'in ilim tayin ve tespit eder dediði þey, büsbütün baþkadýr. Askerlik ilim ve teknikleri, askerlik sýfatýný ve Baþkomutan olacakkimsede bulunmasý gereken vasýflarý sýralar, açýklar ve öðretir. Yoksa,insanlarý baþkomutanlýða getirme iþi, komuta edilecek ordunun asýl sahibi veya meþru vekilleri tarafýndan yapýlýr. Baþkomutanlýk vasýflarýnýtaþýyorum diyen bir kimsenin o mevkiye kendiliðinden gelebilmesininanlamý ise büsbütün baþkadýr.

Kara Vasýf Bey, bir de demiþ ki; Baþkomutan, cepheningerisindeki iþlerle uðraþmasýn ! Bu düþünce yanlýþtýr. Cephenin insan sayýsýyla, yiyeceði, giyeceði, silâh ve cephanesi ve daha baþka eksiklikleriyleilgili bulunan Baþkomutan, elbette bütün bunlarýn geride bulunan kaynaklarýyla da ilgilidir. Kara Vasýf Bey, bu ileri sürdüðü düþünceyi hangi kitapta, hangi alanda, hangi yerde görmüþ ! Gerçi, hem cepheile hem de gerideki birçok iþlerle uðraþmak güçtür. Bir adam hem cepheye komuta edecek, savaþ idare edecek, hem de bu iþlerle birlikte cephegerisinde birçok þeylerin yapýlmasýný saðlayacak. Bunu bir adam nasýlyapabilir? Þüphesiz yapar. Fakat yapar dediðim zaman, Baþkomutan þuan cepheye komuta eder, sonra kalkar oradan filân yere gider, yiyecekiþini yoluna koyar; filân yere de gider ordunun ikmal iþini yapar demekdeðildir.

Üzerlerine büyük iþler almamýþ olarý insanlarýn bu konudaki kararsýzlýklarýný çok görmemelidir. Bakýnýz, size bir örnek vereyim :

Bençok acemi komutanlar gördüm. Söz geliþi, bir alay komutaný, yeni tümenkomutaný olmuþ veya bir tümen komutaný yeni kolordu komutaný olmuþ;biraz da tecrübesiz! Daha tecrübe edinmeye zaman bulamadan, güç durumlar karþýsýnda kalmýþ. Görevi boyunca bir tümene alýþmýþ iken, düþman karþýsýnda iki veya üç tümene birden komuta etmek zorunda kalýnca, kararsýzlýða düþmesi ve güçlüklere uðramasý olaðandýr. Bir tek tümene komuta ettiði zaman, tümenin bütün birliklerini elden geldtði kadarayný anda görüp idare edebilen acemi komutan, gözden uzak mevzilerdeyer alan iki üç tümenin Muharebesini idare etmek zorunda kalýnca, kendikendine : Ben hangi tümenin yanýnda bulunayým, onun mu, bunun mu?Orada mý, burada mý? diye sorar...

Hayýr! Ne orada bulunacaksýn, ne de burada! Öyle bir yerde bulunacaksýn ki, hepsini idare edeceksin. O zaman : Ben hiç birini gerektiðigibi göremem! der. Tabiî göremezsin, elbette gözlerinle göremezsin! Akýlve ferasetinle görmek gerekir.