NURETTÝN PAÞA'YI VE ORDUSUNU BÝZZAT TAKÝP ETMEK VE YÖNETMEK ZORUNDA KALDIM

Ondan sonra, Nurettin Paþa'yý ve ordusunu bizzat takip etmek ve yönetimine müdahele etmek zorunda kaldým. Böyle yapmasaydým, Nurettin Paþa'nýn yaptýðý hatâlarý düzeltmek güçleþirdi. Dumlupýnar'da, ordusunun Kurmay baþkaný Emin Paþa'nýn ileri hareket için hazýrladýðý harekât emrinin kapsamýný anlamayan, fakat anlamamýþ deðil de daha iyisini düþünmek ve yapmak istiyormuþ gibi davranan Nurettin Paþa'nýn bir kararsýzlýða düþmesi üzerine, kararsýzlýkla geçirilecek zaman olmadýðýný hatýrlatarak gereken talimatý bizzat yazdýrdýðým zaman Nurettin Paþa bana demiþtiki: "Paþam siz bizi yalnýz ve serbest býrakmýyorsunuz!" Buna orada bulunan Genelkurmay Baþkaný Fevzi Paþa Hazretleri, ciddî bir dille ve þu yolda cevap verdi : "Paþa, paþa dedi. Bu ordu bizim ve bütün memleketin göz bebeðidir. Onun sevk ve idaresini tesadüfe býrakamayýz! "

Dumlupýnar'dan Uþak'a giderken, yolda Nurettin Paþan' nýn aldýðý tedbirlerdeki yetersizliðin farkýna varýp, Nurettin Paþa'nýn tümenlerine bizzat emir vererek tedbir aldýrmasaydým, Trikopis' in esir düþmesi mümkün olmayabilirdi. Uþak'ta beklenmedik kötü bir durumla karþýlaþabilirdik. Ýzmir'e vardýktan ve hükûmet dairesine girdikten sonra, güneyden gelen top ve tüfek seslerini bizzat iþitip, Nurettin Paþa'nýn tedbirsizliðini ve gafletini anlayýp doðrudan doðruya kendim emir vererek tedbir aldýrmasaydým, Ýzmir'e girmiþ ve Ýzmir sokaklarýnda halkýn arasýna karýþmýþ olan birliklerimizin, biz de içinde olduðumuz halde, paniðe kapýIarak darmadaðýn olmasý ihtimalden uzak deðildi.

Ýþbilirlik ve ileri görüþlülük iddiasýnda bulunan Nurettin Paþa'nýn, Ýzmir'de yabancý memurlarla yaptýðý zapta geçmiþ konuþmasýný bizzat düzeltmeseydim, Ýzmir'e girmekten doðan genel sevincin sönmesine yol açacak durumlardan kaçýnmak belki de mümkün olmayacaktý.

Efendiler, bu söylediklerim, ordunun bütün ileri gelenlerince bilinen gerçeklerdir. Bu gerçekleri yalnýz bir kiþinin farketmediði anlaþýlýyor. O da N u r e t t i n P a þ a 'dýr. Kuþatýcý, galip, fâtih, gazi ünvanlarýyla kendini hatýrlatmak gibi çocukça bir sevdaya kapýlan N u r e t t i n Paþa'nýn, "Kûtülâmare kuþatýcýsý Nurettin Paþa" diye bir kartýný görmüþtüm. Nurettin Paþa bu kartý, Taþköprü'de otururken, Kastamonu Valisi ve o bölgenin komutaný bulunan Muhittin Paþa'ya (þimdiki Kahire Büyükelçisi) göndermiþ. Kartýn boþ yerlerine yazdýðý yazýlarda, karttaki ünvana iþaret ederek, "bunu da benden kimse alamaz ya!" diye bir ibare vardý. Muhittin Paþa, bu kartý ve karttaki yazýyý, akýl ve ferasetle baðdaþýr görememiþ ve dikkate deðer bulmuþ olduðundan aynen bana göndermiþti. Evet, onu ondan kimse geri alamaz. Fakat onu ona veren de yoktur. Her baþarýlý savaþa katýlan kimsenin, hakký olmadýðý halde kendisini baþarýnýn tek kazanýcýsý ve galibi ilân etmesi, örnek alýnacak bir ahlâk kuralý deðildir. Memleketin çocuklarýna, böyle asýlsýz tarz ve tavýrlar takýnma alýþkanlýklarý veremeyiz. Gelecek nesillere, böyle havadan galip, fatih olunabileceði gibi sakat bir düþünceyi miras býrakamayýz.